• Dolar Alış / Satış: 3.507 / 3.513
  • Euro Alış / Satış: 3.738 / 3.744
  • KOCAELI:
  • Güneş: 08:01
  • Öğle: 12:58
  • İkindi: 15:19
  • Akşam: 17:41
  • Yatsı: 19:06
  • Hava Durumu Güncelleniyor..

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Avrupa ve Batı’ya sert tepki

23 Kasım 2016
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
198 defa okundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Parlamentosundaki oylama için, “Sonuç ne çıkarsa çıksın bu oylamanın bizim nezdimizde hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi çalışma oturumunda konuştu.

Avrupa’ya ve Batı’ya yönelik sert mesajlar veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam dünyasına da çağrıda bulundu.

“Yarın Avrupa Parlamentosu’nda bir toplantı olacak ve Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik müzakereleri için oylama yapacaklarmış” diyen Erdoğan, “Peşinen ifade etmek isterim ki şu anda buradan söylüyorum, ekranları başında izleyen tüm dünyaya sesleniyorum: Sonuç ne çıkarsa çıksın bu oylamanın bizim nezdimizde hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur” sözleriyle tepki gösterdi.

“Biz susarsak eli kanlı tiranları kırmızı halılarda ağırlamayı kendilerini eleştirenleri diktatör olarak yargılamayı sürdürecektir” sözleriyle Batı’yı hedef alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer bunlar birine diktatör diyorsa bence iyidir. Atalarımız da böyle düşünüyordu. Orada tam tersini düşüneceksin. Çünkü onların çıkarlarına gelmiyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

Çocuklarımıza daha iyi bir gelecek sağlayabilmek için bugün buradayız. Meselelerimizi gönlümüz ve dilimiz arasına perde koymadan konuşmak için buradayız. Rabbimden bu toplantımızı bereketlendirmesini niyaz ediyorum.Katkı sunacak tüm kardeşlerimize şimdiden teşekkür ediyorum.

“DÜNYANIN YÜKÜNÜ SIRTIMIZDA TAŞIYORUZ”

Dünya özellikle de içinde yer aldığımız bölge, uzun bir süredir siyasi, sosyal ve ekonomik buhranlarla boğuşuyor. Küresel sistemdeki fay hatlarının hareketlendiği, kırılmaların, sarsıntıların hatta Suriye, Irak, Libya, Yemen’de olduğu gibi devletleri altüst eden büyük depremlerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz.

Hepimiz de bir şekilde bu kritik süreçten etkileniyoruz. Esasen bugün dünya siyasetini meşgul eden, gündemi esir alan krizlerin neredeyse tamamı İslam ülkelerinde vuku buluyor. Müslümanlar olarak adeta dünyanın yükünü bizler omuzlarımızda taşıyoruz.

“BİZE DEMOKRASİ DERSİ VERMEYE KALKANLAR ACİZLER”

Daha birkaç gün önce hemen yanı başımızda, Doğu Halep’teki sivillere hizmet veren son hastane de rejim ve destekçileri tarafından enkaza çevrildi. Sadece son 1 yıl içinde Akdeniz’in karanlık suları açlıktan, fakirlikten ve sefaletten kaçarken boğulan 5 bin mazluma mezar oldu.

Suriye ve Irak’taki iç savaşın Avrupa’ya göçe zorladığı 10 bin kayıp çocuğun nerede olduğu, kimin elinde olduğu bilinmiyor. Bize her fırsatta insan hakları, demokrasi, özgürlük dersi veren ülkeler, kendilerine sığınan çocuklara dahi sahip çıkmaktan acizler. Onlara kapılarını açmadılar, açmıyorlar. Tam aksine onları dikenli tellere mahkum ediyorlar.

“MİLLETİN İRADESİNİ GASPA ÇALIŞTILAR”

40 yıllık siyasi hayatımızın en zor dönemlerinde Allah’ın rahmetini hep yanımızda hissettik. Bunun en son örneği 15 Temmuz gecesi yaşadıklarımızdır. O gece silahlı kuvvetlerimizin içine sızmış bir avuç terörist kendilerine milletimizin emaneti olan silahları millete çevirdiler. Ellerindeki tüm silahlarla milletin meşru hükümetini yıkmaya çalıştılar.

15 Temmuz gecesi TSK’ya sızmış bir avuç terörist milletin silahlarını millete çevirdiler. 15 Temmuz’da FETÖ militanları tarafından 248 vatandaşımız şehit edildi, 2 bin 193 insanımız gazi oldu.

Karanlık başlayan bir gecenin sabahı apaydınlık oldu. Geleceğini kaybetme riski ile karşı karşıya olan ülkemiz daha demokratik bir geleceğe yöneldi. F-16’lardan yağan bombalar ve silahlarla taranan millet onlardan kaçmadı. Tam aksine onların üstüne üstüne gitti.

15 Temmuz gecesi büyük bedel ödeyen milletimiz, Batı tarafından insafsız eleştirilere, haksız ithamlara muhatap oldu. Demokrasiye sahip çıkan bu millet, taltif edilmek yerine adeta cezalandırılmaya çalışıldı. Bu çifte standartlı, ikiyüzlü tutum halen devam ediyor. Türkiye’ye yönelik algı operasyonları azalmak yerine artıyor.

“FETO HER ÜLKE İÇİN TEHDİT”

Şunu burada bir kez daha altını çizerek ifade etmek istiyorum; Fetullahçı Terör Örgütü ve kendinin mehdi olduğu hezeyanına kapılan Pensilvanya’daki elebaşı, sadece Türkiye için değil, bir şekilde sızdıkları tüm ülkeler için büyük bir tehdittir. Bu örgüt, günümüzün neo haşhaşileridir. Eğitim, diyalog, hayır, hizmet gibi kavramların perdesini kaldırdığınızda göreceğiniz şey nedir biliyor musunuz?

Riyadır, iftiradır, hırsızlıktır, sapkınlıktır, kindir, kandır. Ülkemizde son yıllarda işlenen siyasi cinayetlerden terör hadiselerine, ekonomik manipülasyonlardan yolsuzluklara kadar birçok hadisenin arkasında bu örgütün olduğunu artık çok daha iyi görüyoruz. Nasıl DEAŞ, PKK, El-Kaide, Boko Haram ve Eş-Şebab ile mücadele ediyorsak FETÖ ile de aynı kararlılıkla mücadele etmeliyiz.

AP’YE OYLAMA TEPKİSİ: SONUÇ NE ÇIKARSA ÇIKSIN…

Yarın Avrupa Parlamentosu’nda bir toplantı olacak ve Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik müzakereleri için oylama yapacaklarmış. Peşinen ifade etmek isterim ki şu anda buradan söylüyorum, ekranları başında izleyen tüm dünyaya sesleniyorum: Sonuç ne çıkarsa çıksın bu oylamanın bizim nezdimizde hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

15 Temmuz gecesi demokrasi ve istiklali için canlarını ortaya koymuş bir milletin iradesini hiçbir terazi tartamaz. Bu ülkenin istikrar ve istikbal mücadelesi orada ellerin havaya kalkıp inmesiyle kesintiye uğrayacak değildir. Bu millet tatlı su demokratı olmadığını, iradesine, özgürlüğüne ve onuruna sahip çıkmak için gerekirse canını feda edebileceğini 15 Temmuz gecesi tüm dünyaya ispat etmiştir.

Bu oylamanın siyasi bir bağlayıcılığı olmasa da açıkçası verilmek istenen mesajı benim hazmetmem mümkün değildir. Avrupa Parlamentosu’nun böyle bir oylamaya gitmeye tevessül etmesi dahi terör örgütlerine kol kanat gerdiğinin, onların yanında saf tuttuğunun ifadesidir.

Biz, Avrupa Birliği’nin değerlerine pek çok üye ülkeden daha fazla sahip çıktığımızı bugüne kadar sayısız kez ortaya koyduk. Ancak, Batılı muhataplarımızdan kulağa hoş gelen sözlerin ötesinde somut bir destek görmedik. Tam tersine taahhütlerin hiçbiri gerçeğe dönüşmedi, verilen sözler yerine gelmedi.

“BÖYLE MANTIKSIZ BİR ŞEY OLABİLİR Mİ?”

Gelin artık tavrımızı ortak belirleyelim, sömürülen ülkeler olmaktan çıkalım. Afrikalı kardeşlerim kendileri anlatıyordu Avrupa’nın nasıl sömürdüğünü. Hala devam mı etsinler. Gelin artık buralarda kendi geleceğimizi kendimiz belirleyelim. Amerikan kongresinin 11 Eylül için aldığı kararı biliyorsunuz. Bu iki kuleyi Suudi Arabistan vurdu.

Dava isteyen açabilir dediler mi dediler. Böyle mantıksız bir şey olabilir mi? Her ülkeden terörist çıkar mı çıkar. Nasıl oluyor da bir ülkeyi cezalandırıyorsun? Bakın yeni bir adım daha atıyorlar, yine Amerika. Kuveyt Türk bunların bankalarıyla ilgili teröre destek verdikleri düşüncesiyle ilgili aynı oyunu yapıyorlar.

“ARTIK SESİMİZİ YÜKSELTELİM, DAHA FAZLA TAHAMMÜL EDEMEYİZ”

Bunları yakın takibe almak lazım. Oyun yine İslam ülkeleri üzerinden. Yani biz terörist yetiştiriyoruz, onlarda böyle bir şey söz konusu değil. Bütün bu kararlar çifte standarttır. Her geçen gün Müslümanlara yönelik saldırılar artıyor. Camilerimizi yakıyorlar. Müslüman kardeşlerimizin üzerine saldırıyorlar.

Tüm bunlar Avrupa’da batıda oluyor. Artık sesimizi ve tepkimizi yükseltmemiz gerekiyor. Daha fazla tahammül edemeyiz. Çünkü biz tepkimizi ortaya koymazsak bu tavrın sahipleri daha fazla cesaret bulacaktır.

“BATI BİRİSİNE DİKTATÖR DİYORSA…”

Olaylar karşısında susarsak, bir şey demezsek, Batı’ya selam duran eli kanlı tiranları kırmızı halılarda ağırlamayı, kendilerini eleştirenleri ise diktatör olarak yaftalamayı bunlar sürdüreceklerdir. Eğer bunlar birisine ‘diktatör’ diyorsa benim indimde o iyidir. Ecdadımız da değerlendirmeyi böyle yapmış. ‘Filanca mı dedi, o zaman onun tersini düşün…’ Ben de şimdi bunlar birilerine diktatör mü diyor, orada tam tersini düşüneceksin, o insan gayet iyidir. Çünkü onların çıkarlarına gelmiyor.

Şimdi ABD bir seçim yaşadı değil mi? Hesap tutmadı. Hesap farklıydı, seçimi Trump kazandı. Amerika’da Trump’a ne demeye başladılar? Diktatör demeye başladılar. Avrupa’nın değişik ülkelerinde sokaklara döküldüler, diktatör demeye başladılar. Hani demokrattınız? Demokrasi sandık değil mi? Sandıktan çıkan neticeye saygı değil mi?

Sandıktan çıkan neticeye niye saygı duymuyorsunuz? Sandıktan şimdi böyle bir netice çıktı, Trump çıktı, saygı duyun. Bize de geliyorlar diyorlar ki ‘Bak Trump, Müslümanların aleyhinde konuştu, İslam’ın aleyhinde konuştu’… Biz siyasette bu tür şeylerin hepsine alışığız. Bugün böyle konuşulur, sonra bu yanlış düzeltilir. Fakat biz burada kalkıp kesinlikle oyuna gelmememiz lazım.

“BÜTÜN ÇALIŞMALARA KADIN ELİ DEĞMELİ”

Siyasi gelişmeler ekonomiyi de etkiliyor. Ticarette 2012’den beri ciddi bir yavaşlama eğilimi görüyoruz. Son derece önemli bugün yaptığımız İSEDAK toplantısı da. Çözüm üretebilme kapasitemizi ortaya koymalıyız. Nisan ayında İslam coğrafyasıyla sorunlar ve çözümlerini konuştuk.

Gençlik ve Spor’dan sorumlu toplantımızın Müslüman gençler için hayırlı olmasını diliyorum. Kadın Forumu da bir ilki teşkil ediyor. Bu toplantıya da katıldım. Kadın Forumu’nun oluşturulmasını önemsiyorum. Bütün bu çalışmalara kadın elinin değmesinin faydalı olduğuna inanıyorum.

İSEDAK kapsamında yürütülen çalışmaları da üye ülkelerle paylaştık. Tüm üye ülkelere şahsım adına teşekkür ediyorum. 10 yıl boyunca çalışmalara ışık tutacak işbirliği dökümanını, 2025 eylem planını kabul edip yürürlüğe koyduk.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

181 sorgu 0,480 saniyede tamamlandı.