• Dolar Alış / Satış: 3.452 / 3.459
  • Euro Alış / Satış: 3.663 / 3.67
  • KOCAELI:
  • Güneş: 08:07
  • Öğle: 13:01
  • İkindi: 15:19
  • Akşam: 17:41
  • Yatsı: 19:07
  • Hava Durumu Güncelleniyor..
ahmet-akcaalan

Bu iş böyle olmaz!!!

6 Eylül 2016
0 Yorum Yapıldı Yorum Yaz
6372 defa okundu.

Ne yazık ki, her şeyi unuttuğumuz gibi 15 Temmuz’u da unutuyoruz.

Öyle zorlanarak değil,

Hızlı bir şekilde,

Sanki bilerek ve isteyerek unutuyoruz.

İhanetin önüne,, vicdan konulmaya başladı.

Duraksamalar, düşünmeler başladı.

Kimse kusura bakmasın,

O tankları yürüten,

O meclisi bombalatan

Vatandaşı kurşunlayan herkes hesap vermeli.

Bunlarla beraber yol yürüyen de yargılanmalı.

Eli kana bulaşan siyaset ayrımına girmeden sorgulamalı.

Hainlerine karşı vicdanlarınızı, 15 Temmuz akşamı öldürmeniz gerekiyordu.

Ama bu işte bir gariplik var.

Hainlere karşı mücadele, devletin mücadelesidir.

Bu mücadele kişiselleştirilemez.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ediyor, ama biz sesimizi çıkartmayalım denilemez.

Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan, mücadele etmese dahi devlet etmelidir.

Hainlere karşı mücadele edilirken, sanki kişisel bir mücadele gibi yorumlanamaz.

Ve hainlere karşı devlet aciz bir imaj sergileyemez.

Fakat bu mücadelede bir yanlışlıklar var.

İlk baştan başlayalım.

FETÖ’yü desteklediği söylenen Bank Asya’yı ve eğitim kurumlarını, devlet neden 17 Aralık sonrası kapatmadı.

Para akışını neden engellemedi?

Bu iki nokta FETÖ yapılanmalarını, en net fişlemek için mi kullanıldı?

Bu fişleme olarak yapıldıysa,

Devletin resmi açık olmasına izin verdiği, Bank Asya’da 70 TL’si olan memur ihraç edilirken, 17 Aralık sonrası 3 buçuk trilyon para çeken Kocaeli’de ki bir belediye başkanına neden dokunulmuyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, her fırsatta “FETÖ olan dost ve yakınlarınızı özellikle ihbar edin” derken, Ak Parti Sözcüsü Hayati Yazıcı nasıl olur da, “İhbar mektupları yazmayın. Bunlar nifak ekmek için kullanılıyor, hatta ihbar mektubu yazanları cezalandırmak gerekir” diyebiliyor.

Devletin politikası, siyasilerin keyfine mi kaldı?

Ya da şöyle sorayım;

Ankara’da tanıdığı olan “hain”  kelimesinden kurtulacak tanıdığı olmayanlar “hain” mi olacak?

Adliyelerden adam toplayan hükumetin bakanları, milletvekilleri neyin peşinde? Bunu ben söylemiyorum Ak Parti Milletvekili Metin Külünk söylüyor.

Ak Parti’nin yöneticileri “Bizde FETÖ” olmaz deyimi ile süreçten zeytin yağından kıl çeker gibi kurtulurken, dernekler neden kurtulamıyor?

Bunlarla kalsa iyi bakın bir yanlış daha;

OHAL kapsamında iş adamının şirketleri kapatılacak, mal varlıklarına el konulacak, 1 ay sonra adli kontrolsüz serbest bırakılacak, suçsuzsun denilecek ama bu kişi hiçbir hak talep edemeyecek.

İş adamı suçlu ise neden serbest bırakıldı, suçsuz ise neden mal varlıkları verilmiyor?

Bu soruyu Ankara’da bir yöneticiye sordum.

“Geri mallarını verilmesi lazım ama hiçbir bürokrat korkudan imzalayamıyor” dedi.

İzin olmadığı içinde verilmiyor.

Yani bürokrat imza atarsam yarın beni de FETÖ’den alırlar diye korkuyor.

Bakın bu nasıl bir tablo.

Ne kadar acı aslında.

Anlatmak istediğim ihanet karşısında mücadelede büyük çelişki var.

Kanun suçlunun dahi, adalet çerçevesinde haklarını koruyarak yargılanmasını emreder.

Devlet, hainlere karşı mücadelede kişisel af ile yol yürümez.

Kanun nizam bellidir.

Bir bakan, bir vekil istedi diye özel muamele olmaz.

Böyle giderse, devlet aciz kalır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ihbar edin derken, Hayati Yazıcı ihbar eden cezalandıracak demesi balık baştan kokar misali önce en tepeden başlamak gerektiğini görmek gerektirir.

Cambaza bak cambaza diyerek, birileri en tabanda olanları gösterirken, devletin mücadelesini birileri bulandırmak istiyor.

Buda mücadeleye, hukuka olan güveni sarsıyor.

Acilen konu siyasetin gündeminden alınarak, tamamen adli makamlara ve kolluk kuvvetlerine bırakılmalıdır.

Delil ve ispat üzerine yol yürünmelidir.

Medyanın kendisine hakim ve savcı rolü üstlenip, reklam üzerinden FETÖ avı haberleri reel kaynak olarak görülmemeli tam tersine kıstas olan 17 Aralık sonrası süreç izlenmelidir.

17 Aralık ayrıca benim için başka bir soru işaretidir.

Neden TSK’nın en büyük darbeyi yediği Balyoz,

Ergenekon değildir?

Neden Bank Asya’nın kuruluş süreci değildir?

Çünkü yine siyasi kanatı vardır.

Bu yüzden gerçek mücadeleden bahsedilecekse, bu siyasi kanaat netlik kazanmalıdır.

Süreç kolluk kuvvetleri ve yargıya bırakılmalıdır.

Yoksa siyasiler, belediye başkanları başlar aman bu gazeteci beni eleştirdi; “FETO”

Eski başkanlar çıkar, bu belediye başkanı benim yerime geldi; “FETÖ”

İş adamı, ihaleyi bana vermediler ona verdiler; “FETÖ”

Rütbe alamayan polis, bu emniyet amiri terfi aldı; “FETÖ”

Gibi çıkılmaz duruma gidecek,

Cadı avına dönüşecektir.

Aynı Mustafa Güneyler gibi,

Kim mi Güneyler.

Elektik ve elektronik öğretmeni.

‘FETÖ’ soruşturması kapsamında açığa alındıktan sonra meslekten ihraç edilen Mustafa Güneyler  intihar etti.

Bu yüzden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, il başkanlarına “FETÖ mağdurlarını dinleyin Ankara’ya dosya gönderin” talimatı vermiştir.

Acilen önlem alınması gerekir.

Bana sorarsanız sevgi Erdoğan sevgisi olduğu için

Gerekirse Ak Parti’de kapanmalıdır.

Erbakan’ın dediği gibi “Mesele dava ise Refah, Saadet olmuş ne fark eder”

Mesele memleket, mesele Erdoğan ise

Ak Parti değil, B partisi olmuş ne fark eder.

Benim için asıl mesele devleti aciz gösterip,

Sürecin tıkanmış gösterilmesidir.

Bildiğim bu süreç, siyasilerden çıkmalıdır.

YORUMLAR Bu Yazıya Henüz Yorum Yapılmadı.. Belki İlk Yorumu Sen Yapmalısın..

SOSYAL MEDYA BİZİ TAKİP EDİN

159 sorgu 0,363 saniyede tamamlandı.